Darwinizm'in Sonu

Homo Erectus

Evrimcilerin "ilkel insan" olarak göstermeye çalıştıkları Homo erectus, gerçekte kayıp bir insan ırkıdır. Homo erectus ile bizim aramızdaki farklar, sadece ırksal farklılıklardır.

Avusturalya'daki Kow Bataklığı'nda bulunan ve günümüz insanı ve Homo erectus özelliklerini aynı anda barındıran 13.000 yıl öncesine ait bir kafatası.

1975'te Afrika Koobi Fora'da bulunan Tipik bir Homo erectus kafatası.

Evrimcilerin ortaya attıkları "insanın evrimi" şemasında, Australopithecus türünden sonra temel olarak Homo erectus adıyla sınıflandırılan fosiller gelir. (Bazı evrimcilerin "Homo habilis" adıyla ortaya attıkları sınıflandırma ise son yıllarda giderek Australopithecus türü içine dahil edilmektedir.)

Homo erectus kavramı "dik yürüyen insan" anlamına gelir. Evrimciler bu insanları, "erect" sıfatı ile öncekilerden ayırmak zorunda kalmışlardır. Çünkü eldeki tüm Homo erectus fosilleri, Australopithecus ya da Homo habilis örneğinde görülmediği kadar diktir. Günümüz insanının iskeleti ile Homo erectus iskeleti arasında hiçbir fark yoktur.

Bunun iyi bir göstergesi, Homo erectus sınıfına dahil edilen "Turkana Çocuğu" fosilidir. Bu fosilin sahibinin 12 yaşında bir çocuk olduğu ve büyüdüğü zaman yaklaşık 1.83 boyunda olacağı saptanmıştır. Fosilin dik iskelet yapısı günümüz insanından farksızdır. Amerikalı paleoantropolog Alan Walker, "ortalama bir patolojistin bu fosilin iskeletiyle, bir modern insan iskeletini birbirinden ayırmasının çok güç olduğunu" söyler.54


Turkana Çocuğu

"Uzun boylu ve modern". Richard Leakey, 2.2 milyon yıl yaşındaki bu fosil için bu yorumu yapmıştı. Çünkü Homo erectus sınıflamasına dahil edilen bu fosil ile günümüz insanı iskeleti arasında gerçekten fark yok gibidir.

Avustralya Yerlileri

Avustralya kıtasının günümüzde halen yaşamakta olan yerli halkı Aborijinler, kafatası özellikleri yönünden Homo erectus insanına büyük benzerlikler gösterir.

Evrimcilerin Homo erectus'u "ilkel" saymaktaki yegane dayanakları ise, kafatası hacminin (900-1100 cc.) modern insanın ortalamasından küçüklüğü ve kalın kaş çıkıntılarıdır. Oysa bugün de dünyada Homo erectus'la aynı kafatası ortalamasında pek çok insan yaşamaktadır (örneğin pigmeler) ve bugün de çeşitli ırklarda kaş çıkıntıları vardır (örneğin Avustralya yerlileri Aborijinler'de).

Kafatası hacmi farklılığının zeka ve beceri yönünden hiçbir fark oluşturmadığı ise bilinen bir gerçektir. Zeka, beynin hacmine göre değil, beynin kendi içindeki organizasyonuna göre değişir.55

Nitekim ünlü evrimci Richard Leakey bile Homo erectus'un günümüz insanı ile olan farklılığının ırksal farklılıktan öte bir anlam taşımadığını şöyle ifade eder:

"Herhangi bir kişi farklılıkları farkedebilir: Kafatasının biçimi, yüzün açısı, kaş çıkıntısının kabalığı vs. Ancak bu farklılıklar bugün değişik coğrafyalarda yaşamakta olan insan ırklarının birbirleri arasındaki farklılıklardan daha fazla değildir."56

Gemi Mühendisi Homo Erectus

"Antik denizciler: İlk insanlar sandığımızdan daha akıllıydılar" New Scientist dergisinde yayınlanan 14 Mart 1998 tarihli bu makaleye göre evrimcilerin Homo erectus ismini verdikleri insanlar, günümüzden 700 bin yıl önce gemicilik yapıyorlardı. Gemi yapabilecek bilgi, teknoloji ve kültüre sahip insanların ilkel sayılmaları elbette ki mümkün değildir.

Kısacası evrimcilerin Homo erectus sınıflamasına dahil ettikleri insanlar, zeka düzeyleri bizden farklı olmayan kayıp bir insan ırkıdır. Bir insan ırkı olan Homo erectus ile "insanın evrimi" senaryosunda kendisinden önce gelen maymunlar (Australopithecus ya da Homo habilis) arasında ise büyük bir uçurum vardır. Yani fosil kayıtlarında beliren ilk insanlar, evrim süreci olmadan, aynı anda ve aniden ortaya çıkmışlardır. Bu ise yaratılmış olmalarının açık bir göstergesidir.

 

Modern Homo Erectuslar

Time dergisi Kasım 1996'daki sayısında Java Adası'nda bulunan 20 bin yıllık Homo erectus insanından bahsediliyordu. Homo erectus insanının günümüzden bu kadar kısa bir dönem öncesine kadar yaşaması, bunun ayrı bir "tür" değil, günümüz insanının bir ırkı olduğunun kanıtıdır.

 

 

 

DİPNOTLAR

54) Boyce Rensberger, The Washington Post, 19 Kasım 1984

55) Marvin Lubenow, Bones of Contention, Grand Rapids, Baker, 1992, s. 83

56) Richard Leakey, The Making of Mankind, London: Sphere Books, 1981, s. 62

EVRİM TEORİSİ

Charles Darwin'in evrim teorisi, bugün dünyanın dört bir yanında yoğun bir propaganda ile savunulmaktadır. Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle hiç sorgulamadan evrim teorisini doğru kabul etmektedir.

Oysa her geçen gün gelişen, paleontoloji, genetik ve biyokimya gibi bilim dalları, gerçekte evrim teorisini yalanlamaktadır. Evrimi ispatlamak için 150 yılı aşkın bir süredir aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi geçersiz kılmaktan başka bir sonuca varamamıştır.

MATERYALİZME SÖZDE BİLİMSEL KILIF

Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin materyalist felsefe ile olan ilişkisidir.

Sadece maddenin varlığını kabul eden materyalist felsefe, yegane sözde bilimsel dayanağını evrim teorisinde bulmaktadır. Bu teoriyi benimsetmek için global düzeyde uygulanan propagandanın ardındaki asıl neden de budur.

SİTE HAKKINDA

Bu site, evrim teorisinin bilimsel çöküşünü ayrıntılı, ancak kolay anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Dahası teoriyi savunan bazı "bilim adamları"nın sahip oldukları önyargıları ve hiç çekinmeden başvurdukları çarpıtmaları gözler önüne sermektedir.

Bu dünya üzerindeki canlılığın ve insan neslinin gerçekten nasıl var olduğunu öğrenmek isteyenler, bu siteyi mutlaka okumalıdır.