Evrim Aldatmacası

Bölüm 15: Sonuç: Evrim Bir Aldatmacadır

Evrim teorisini geçersiz kılan daha pek çok bilimsel gerçek vardır. Ama bu kitabın içinde incelediğimiz kadarıyla bile ortaya çıkan sonuç çok açıktır. Evrim teorisi, sadece materyalist felsefenin yaşatılması için savunulan, bilim maskesine büründürülmüş bir aldatmacadır. Bilime değil, beyin yıkamaya, propagandaya ve sahtekarlıklara dayanan bir aldatmaca...

Önceki sayfalardaki bazı temel gerçekleri şöyle özetleyebiliriz:

Evrim Teorisi İlk Aşamada Çökmüştür

Evrim teorisi daha temelinden çökmüş bir teoridir. Çünkü evrimciler henüz canlılık için gerekli olan tek bir proteinin bile oluşumunu açıklayamamaktadırlar. Olasılık hesapları, fizik ve kimya formülleri yaşamın rastlantılarla doğmasını imkansız kılmaktadır.

Daha ortada tesadüfen meydana gelebilecek tek bir protein yokken, bu proteinlerin milyonlarcasının tesadüflerle bir düzen içinde birleşerek canlı hücresini oluşturmaları, bu hücrelerin yine tesadüflerle trilyonlarcasının oluşup biraraya gelerek canlıları, bu canlıların balıkları, balıkların karaya çıkarak sürüngenleri, kuşları ve memelileri oluşturmaları ve böylece yeryüzündeki milyonlarca farklı türün meydana gelmesi sizce makul ve mantıklı bir iddia mıdır?

Sizce olmasa bile, evrimciler böyle bir masala gerçekten inanmaktadırlar.

Ancak bu yalnızca batıl bir inançtan ibarettir. Çünkü ortada bu hikayelerini doğrulayacak tek bir kanıtları dahi yoktur. Ne yarı balık-yarı sürüngen, yarı sürüngen-yarı kuş gibi ara formları bulabilmişler, ne de son derece gelişmiş laboratuvarlarda bir proteinin, hatta proteinin yapısındaki tek bir amino asit molekülünün dahi ilkel dünya adını verdikleri şartlarda oluşabileceğini ispatlayabilmişlerdir. Tam tersine, evrimciler bütün bu çabalarıyla, evrim gibi bir sürecin yeryüzünün hiçbir döneminde yaşanmadığını ve yaşanamayacağını bizzat kendi elleriyle ortaya koymuşlardır.

Evrim Teorisi Gelecekte de Doğrulanamaz

Bu durum karşısında evrimci bilim adamlarının tek avuntuları bilimin zamanla bu açmazların cevabını vereceği hayalidir. Oysa bilimin, milyonlarca sene geçse de bütünüyle mantıksız ve temelsiz bir iddiayı kanıtlaması söz konusu olamaz. Aksine, gelişen bilim böyle bir iddianın gerçek dışılığını, giderek daha net ve açık bir şekilde ortaya koyar.

Nitekim bugüne kadar da böyle olmuştur: Örneğin canlı hücresinin yapısının ve fonksiyonlarının detayları keşfedildikçe, hücrenin, Darwin zamanındaki ilkel bilim düzeyinde sanıldığı gibi, rastlantılar sonucu oluşabilecek kadar basit bir yapı olmadığı çok daha kesinlik kazanmıştır.

Durum bu kadar açıkken, yaratılış gerçeğini inkar edip, hayatın kökenini hiçbir mantığı olmayan rastlantılara dayandırmak ve bunu ısrarla savunmak, insanı ileride çok küçük düşeceği durumlara sokabilir. Evrim teorisinin içyüzü, her geçen gün daha çok su yüzüne çıktıkça, kamuoyu bu gerçekleri gördükçe, evrimin gözü kapalı fanatik savunucuları, çok değil birkaç sene içinde insan içine çıkamayacak bir konuma geleceklerdir.

Evrimin Asıl Çıkmazı: Ruh

Yeryüzünde birbirine benzeyen pek çok canlı türü vardır. Örneğin, ata ya da kediye benzeyen farklı türler olabilir. Böceklerin de birçoğu birbirine benzer görünümlüdür. Fakat bu benzerlikler hiç kimsede bir şaşkınlık yaratmaz.

Ancak nedense insanla maymun arasındaki bazı yüzeysel benzerlikler, kimi insanlarda son derece ilgi uyandırır. Öyle ki bu ilgi kimi insanları evrim teorisinin gerçek dışı senaryolarını benimsemeye kadar iter. Oysa, bir maymunla bir insan arasındaki yüzeysel benzerlikler hiçbir şey ifade etmez. Gergedan böceği ve gergedan da birbirlerine çok benzerler, ama bu benzerliğe dayanarak birisi böcek diğeri memeli olan bu hayvanlar arasında herhangi bir evrimsel ilişki kurmaya çalışmak komik olur.

Aradaki yüzeysel benzerlik dışında maymunun insanlara diğer hayvanlardan daha fazla bir yakınlığı söz konusu değildir. Hatta zeka açısından kıyaslanırsa, bir geometri mucizesi olan peteği üreten arı veya bir mühendislik harikası olan ağı üreten örümcek insana maymundan daha yakındır. Hatta bazı yönlerden üstündür bile...

Dahası, insanla maymun arasında çok büyük bir fark vardır. Maymun sonuçta bir hayvandır, bilinç açısından bir attan ya da bir köpekten farkı yoktur. İnsan ise bilinçli, irade sahibi, düşünebilen, konuşabilen, akledebilen, karar verebilen, muhakeme yapabilen bir varlıktır. Bütün bu özellikler de onun sahip olduğu "Ruh"unun işlevleridir. İnsanla diğer hayvanlar arasındaki uçurumu doğuran en önemli fark da işte bu "Ruh"tur. Hiçbir fiziki benzerlik, insan ile diğer bir canlı arasındaki bu en büyük farkı kapatamaz. Doğada ruhu olan tek canlı insandır.

Allah Dilediği Şekilde Yaratır

Peki evrimcilerin iddia ettikleri gibi bir senaryo gerçekleşmiş olsa bile ne fark eder? Hiçbir şey... Çünkü evrimin öne sürdüğü ve tesadüflere dayandırdığı her aşama ancak bir mucize eseri oluşabilir. Yani canlılık bu aşamalarla meydana gelmiş olsa dahi her aşama ancak bir yaratılış sayesinde gerçekleşebilir. Tesadüflerle bu aşamaların gerçekleşebilmesi asla mümkün değildir.

İlkel atmosferde bir protein oluşmuşsa bunun tesadüfen oluşamayacağı olasılık kanunları, biyoloji ve kimya kanunları ile kanıtlanmıştır. Fakat mutlaka oluştuğu iddia edilirse, o halde onu bir Yaratıcı'nın yarattığını kabul etmek dışında başka bir alternatif yoktur. Aynı mantık evrimcilerin öne sürdüğü bütün tezler için geçerlidir. Örneğin balıkların sudan karaya çıkıp kara canlılarını oluşturduğuna dair ne paleontolojik bir kanıt vardır, ne de fizik, kimya, biyoloji ve mantık kuralları böyle bir geçişi doğrulamaktadır. Fakat mutlaka "balıklar karaya çıktı sürüngenlere dönüştü" denilecekse, bunu diyen, ancak bütün kuralların ve kanunların ötesinde, "OL" dediğinde dilediğini var eden üstün bir Yaratıcı'yı kabul etmek zorundadır. Bunun dışında bir düşünce kendi içinde çelişir ve hiçbir mantık kuralıyla bağdaşmaz.

Gerçek çok açıktır. Tüm canlılık çok kusursuz bir düzenin, çok üstün bir yaratılışın ürünüdür. Bu ise bizlere bir Yaratıcı'nın varlığını, hem de sonsuz bir güç, bilgi ve akla sahip bir Yaratıcı'nın varlığını ispatlar.

O Yaratıcı, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan herşeyin Rabbi olan Allah'tır.

Evrim Teorisinin Çöküşü: "Yaratiliş Gerçeği"
bav, konferans
 

Ülkemizde son dönemlerde ivmesini arttıran evrim propagandası, Türk Milleti'nin milli-manevi değerlerine ve dolayısıyla geleceğine yöneltilmiş önemli bir tehdit niteliğinde. Bu gerçeğin bilincinde olan Bilim Araştırma Vakfı, Türk toplumunu bu konudaki bilimsel gerçeklerden haberdar etmeyi kendisine görev sayıyor..

I. Konferans - İstanbul
profesör, duane gish

Prof. Dr. Duane Gish: "Fosil kayıtları evrim teorisini çürütmekte, insanın maymundan evrimleştiği iddiasını geçersiz kılmaktadır... Bilim bizlere tüm canlı türlerinin Allah tarafından ayrı ayrı yaratıldıklarını göstermektedir.

profesör, duane gish

Dünyaca ünlü evrim uzmanı Prof. Dr. Duane Gish, Prof. Nevzat Yalçıntaş'ın elinden BAV paketini alırken.

Bilim Araştırma Vakfı'nın 1998 yılında başlattığı "Evrim Teorisi'nin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği" isimli uluslararası konferanslar dizisinin ilki, İstanbul'da 4 Nisan 1998 günü düzenlendi. Bilim Araştırma Vakfı'nın (BAV) büyük bir başarıyla gerçekleştirdiği ve dünyanın en tanınmış uzmanlarını davet ettiği konferans, Türkiye'de evrim teorisinin ilk kez bilimsel bir yaklaşımla sorgulandığı ve çürütüldüğü bir platform oldu. Toplumun her kesiminden izleyicilerin katıldığı konferansa ilgi çok büyüktü. Salonda yer bulamayanlar, konferansı salon dışında kapalı devre televizyon sistemiyle takip ettiler.

Konferansın hem yurt içinden, hem de yurt dışından çok ünlü konuşmacıları vardı. BAV üyelerinin evrim teorisinin ideolojik arka planını ortaya koyan konuşmalarının ardından, evrim aldatmacası hakkında BAV'ın hazırladığı belgesel nitelikli bir video gösterisi izlendi. ABD Yaratılış Araştırmaları Enstitüsü'nden biyokimya ve paleontoloji alanlarında uzman dünyaca ünlü iki bilim adamı, Prof. Dr. Duane Gish ve Prof. Dr. Kenneth Cumming, evrim teorisinin hiçbir geçerliliği olmadığını bilimsel delillerle ortaya koydular.

II. Konferans - İstanbul
profesör, carl fliermans

Prof. Carl Fliermans: "Modern biyoloji canlıların asla evrimle ortaya çıkmadıklarını ispatlamakta ve Allah'ın üstün yaratılışına delil oluşturmaktadır."

profesör, edward boudreaux

Prof. Edward Boudreaux: "İçinde yaşadığımız dünya ve bu dünyanın kanunları, biz insanların yaşamalarına en uygun biçimde Allah tarafından yaratılmıştır."

Bilim Araştırma Vakfı'nın düzenlediği "Evrim Teorisinin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği" başlıklı uluslararası konferanslar dizisinin ikincisi, ilk konferanstan üç ay sonra, 5 Temmuz 1998 günü yine İstanbul'da Cemal Reşit Rey salonunda gerçekleştirildi. Konferansa katılan 6'sı Amerikalı 1'i Türk konuşmacılar, Darwinizm'in modern bilim tarafından geçersiz kılındığına dair deliller sundular. CRR'nin bin kişilik salonu, yine konuşmaları dikkatle takip eden izleyicilerle doluydu.

Konuşmacılar, özetle aşağıdaki konulardan söz ettiler.

Prof. Michael P. Girouard'ın Konuşması: Southern Louisiana Üniversitesi'nden biyoloji profesörü Michael Girouard, "Yaşamın Tesadüflerle Ortaya Çıkması Mümkün Mü?" başlıklı konuşmasında, bazı örnekler yoluyla yaşamın temeli olan proteinlerin ve hücrenin ne denli kompleks olduğunu ve ancak usta bir dizaynla ortaya çıkmış olabileceklerini anlattı.

Prof. Edward Boudreaux'nun Konuşması: New Orleans Üniversitesi'nden kimya profesörü Edward Boudreaux, "Kimyadaki Dizayn" başlıklı konuşmasında, bazı kimyasal elementlerin, yaşamın ortaya çıkabilmesi için yaratılışla düzenlenmiş olduklarından söz etti.

profesör, david menton

Prof. David Menton: "30 yıldan bu yana canlıların anatomilerini inceliyorum. Her araştırmamda karşılaştığım gerçek, Allah'ın kusursuz yaratışı oldu."

Prof. Carl Fliermans'ın Konuşması:ABD çapında çok ünlü bir bilim adamı olan ve "kimyasal atıkların bakteriler yoluyla nötralize edilmesi" konusunda Amerikan Savunma Bakanlığı'nın desteklediği araştırmalar yürüten Indiana Üniversitesi mikrobiyoloji profesörü Carl Fliermans, biyokimyasal düzeydeki evrimci iddiaları cevapladı.

Prof. Edip Keha'nın Konuşması: Konferansın tek Türk konuşmacısı olan biyokimya profesörü Edip Keha, kendi konusu olan canlı hücresi hakkında bazı bilgiler verdi ve bunların hücrenin ancak bilinçli bir tasarımla ortaya çıkmış olabileceğinin ispatı olduğunu vurguladı.

Prof. Duane Gish'ın Konuşması: Dünyaca ünlü evrim uzmanı Prof. Gish, "İnsanın Kökeni" adlı konuşmasında insanın maymundan evrimleştiği tezinin hiçbir dayanağı olmadığını anlattı.

ICR Başkanı Prof. John Morris'in Konuşması: Yaratılış Araştırmaları Enstitüsü'nün (Institute for Creation Research) başkanı ve ünlü bir jeolog olan Prof. John Morris, evrimin ardındaki ideolojik ve felsefi şartlanmaları, bu teorinin bir dogma haline geldiğini ve savunucularının Darwinizm'e bir din gibi inandıklarını anlattı.

İzleyiciler tüm bu konuşmalarla birlikte evrimin dogmatik bir inanç olduğuna ve bilim tarafından her alanda geçersiz kılındığına şahit oldular. Bu arada Bilim Araştırma Vakfı'nın düzenlediği ve CRR salonunun lobisinde gösterime sunulan "Evrim Teorisi'nin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği" başlıklı afiş sergisi de büyük ilgi topladı. Her biri evrimin temel bir iddiasını çürüten ya da yaratılışın bir delilini ele alan ve 35 afişten oluşan sergi, izleyiciler tarafından ilgiyle incelendi.

III. Konferans - Ankara

Bilim Araştırma Vakfı'nın düzenlediği "Evrim Teorisinin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği" başlıklı uluslararası konferanslar dizisinin üçüncüsü 12 Temmuz 1998 günü Ankara'da Sheraton Oteli'nde gerçekleştirildi. Konferansa katılan, üçü Amerikalı ve biri Türk olan konuşmacılar, Darwinizm'in modern bilim tarafından geçersiz kılındığına dair açık ve somut deliller ortaya koydular.

Konferans salonu, yaklaşık 1000 izleyiciyi alabilecek şekilde düzenlenmişti. Ancak konferansı takip etmek üzere otele gelen izleyicilerin sayısı 2500'ün üzerindeydi. Bu nedenle bazı izleyiciler, konferansı toplantı salonunun dışına yerleştirilen ekranlardan takip ettiler. Konuşmacıları ayakta alkışlayan izleyiciler, Türk toplumunun evrim ve yaratılış konularındaki bilimsel gerçeklere ne denli ihtiyaç duyduğunu gösteriyorlardı.

Bilim Araştırma Vakfı bu uluslararası konferansların ardından, "Evrim Teorisi'nin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği" başlıklı dizi konferanslarını tüm Türkiye çapına yaydı. Ağustos 1998'den 1999 yılı sonuna kadarki dönemde 80 ayrı ilimizde ve 40 ilçemizde toplam 120 konferans gerçekleştirildi.

 

EVRİM TEORİSİ

Charles Darwin'in evrim teorisi, bugün dünyanın dört bir yanında yoğun bir propaganda ile savunulmaktadır. Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle hiç sorgulamadan evrim teorisini doğru kabul etmektedir.

Oysa her geçen gün gelişen, paleontoloji, genetik ve biyokimya gibi bilim dalları, gerçekte evrim teorisini yalanlamaktadır. Evrimi ispatlamak için 150 yılı aşkın bir süredir aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi geçersiz kılmaktan başka bir sonuca varamamıştır.

MATERYALİZME SÖZDE BİLİMSEL KILIF

Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin materyalist felsefe ile olan ilişkisidir.

Sadece maddenin varlığını kabul eden materyalist felsefe, yegane sözde bilimsel dayanağını evrim teorisinde bulmaktadır. Bu teoriyi benimsetmek için global düzeyde uygulanan propagandanın ardındaki asıl neden de budur.

SİTE HAKKINDA

Bu site, evrim teorisinin bilimsel çöküşünü ayrıntılı, ancak kolay anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Dahası teoriyi savunan bazı "bilim adamları"nın sahip oldukları önyargıları ve hiç çekinmeden başvurdukları çarpıtmaları gözler önüne sermektedir.

Bu dünya üzerindeki canlılığın ve insan neslinin gerçekten nasıl var olduğunu öğrenmek isteyenler, bu siteyi mutlaka okumalıdır.