Evrimcilerin İtirafları

Bölüm 12: Sürüngenlerin Kuşlara Evrimleşmesinin İmkansızlığı İle İlgili İtirafları

Evrimin imkansız senaryoları, karaya çıkan ve sürüngene dönüşen canlıların uçmaya başlayarak hava canlılarını oluşturmalarını gerektirir. Evrimciler kuşların mutlaka bir şekilde evrimleşmiş olduklarına inandıkları için, bu canlıların sürüngenlerden evrimleştiklerini iddia ederler.

Oysa kara canlılarından tamamen farklı bir yapıya sahip olan kuşların hiçbir vücut mekanizması kademeli evrim modeli ile açıklanabilir durumda değildir. Herşeyden önce kuşu kuş yapan en önemli özellik olan kanatlar evrim teorisi için çok büyük bir çıkmazdır. Evrimciler bizzat kendileri bir sürüngenin uçabilmesinin imkansızlığını ve bu iddianın fosil kayıtlarıyla çeliştiğini şöyle dile getirmektedirler.

W. E. Swinton (İngiliz Doğa Tarihi Müzesi):

Kuşların (evrimsel) kökeni büyük çapta bir türden gelişme olayıdır. Sürüngenden kuşa olan değişikliklerin gerçekleştiği safhaların hiçbir fosil kanıtı bulunmamaktadır.211

Alan Feduccia:

Kuşları ağır, yere bağımlı, kuyruğu ve önde kısalmış ön ayaklarıyla bir sürüngenden nasıl türetebilirsiniz? Biyofizik açısından bu imkansız.212

Evrimci John E. Hill ve James D. Smith:

Yarasaların fosil kayıtları Eocene çağına kadar uzanır ve kayıtlandırılır. Tüm yarasa fosilleri, hatta en eskileri, çok açık bir şekilde tam olarak gelişmiş yarasalara aittir. Eski atalarının geçmiş dönemine ışık tutmamaktadır.213

Robert L. Carroll (paleontolog):

Triasik devirde ortaya çıkan tüm uçan sürüngenler (pterosaurlar) uçuş için çok özelleşmiş yapıya sahiptirler... Atalarının ne olduğu konusunda ve uçuşlarının kökeninin ilk aşamaları hakkında ise hiçbir bulgu yoktur.214

Sinosauropteryx adlı fosil üzerinde yapılan detaylı analizler ise, "kuş tüyü" olarak tanıtılan yapıların tüylerle ilgisi bulunmadığını göstermişti. Science dergisinde yayınlanan "Plucking the Feathered Dinosaur" (Tüylü Dinozorun Tüylerini Yolmak) başlıklı bir makalede şöyle deniyordu:

Bir yıl kadar önce, paleontologlar "tüylü dinozor"a ait fotoğrafların ortaya çıkmasıyla heyecan yaşamışlardı. Çin'in Yixian bölgesinde bulunan Sinosauropteryx adlı fosil, New York Times'ın ön sayfasında yayınlanmış ve kuşların kökeninin dinozorlar olduğuna dair etkili bir delil olarak sunulmuştu. Ama geçtiğimiz ay Chicago'daki omurgalılar paleontolojisi toplantısında verilen hüküm daha farklı oldu: Fosil örneklerini inceleyen yarım düzine Batılı paleontolog, bu yapıların modern tüyler olmadığını söylediler... Kansas Üniversitesi paleontoloğu Larry Martin, bu yapıların yıpranmış kollagan fiberleri olduğunu ve kuşlarla hiçbir ilişkisi olmadığını belirtti.215

Sürüngen Pullarının Kuş Tüyüne Dönüşmesinin İmkansızlığı İle İlgili İtirafları

Evrimciler sürüngen pullarının mutasyonlar ve doğal seleksiyon ile zaman içinde kuş tüylerine dönüştüğünü iddia ederler. Oysa bu evrimcilerin de itiraf ettikleri gibi fizyolojik ve anatomik açıdan imkansız bir dönüşümdür. Çünkü sürüngen pulları ve kuş tüyleri birbirinden tamamen farklı yapılara sahiptirler.

A. H. Brush (Connecticut Üniversitesi'nde Fizyoloji ve Nörobiyoloji Profesörü):

Tüyler ve pullar... genetik yapılarından gelişimlerine, morfolojilerinden doku organizasyonlarına kadar herşeyde birbirlerinden farklıdırlar... Kuş tüylerinin protein yapısı ise diğer omurgalıların hiçbirinde görülmeyen, tümüyle özgün bir yapıdır... Tüyler fosil kayıtlarında da sadece kuşlara has bir özellik olarak bir anda belirirler.216

Alan Feduccia

Alan Feduccia

Alan Feduccia (Ünlü kuşbilimci):

Tüylerin her özelliği aerodinamik fonksiyona sahiptir. Hafiftirler, kaldırma kuvvetleri vardır ve kolaylıkla eski biçimlerine dönebilirler. Uçmak için böylesine tasarlanmış bir organın, nasıl olup da ilk başta başka bir amaca yönelik olarak ortaya çıktığını anlayamıyorum.217

Tüyler tamamen kuşlara özgü yapılardır ve sürüngen pulları ile kuş tüyleri arasında geçiş formu oluşturabilecek hiçbir bilinen yapı yoktur. Longisquama gibi bazı örneklerde rastlanan uzunlamasına pulların yapısı hakkında yapılan spekülasyonlara katılmıyorum. Bunların tüy benzeri yapılar olduğu yönünde hiçbir somut kanıt yoktur.218

Prof. Barbara J. Stahl (Evrimci paleontolog):

Tüylerin kompleks yapısı göstermektedir ki, onların sürüngenlerin pullarından evrimleşmesi oldukça uzun bir zaman ve birçok ara-geçiş formu serisinin varlığını gerektirmektedir. Ancak pullarla tüyler arasında bilinen hiçbir ara-geçiş formu yoktur. Tüylerin pullardan nasıl meydana geldiği sorusu kuşların sürüngenlerden evrimleştiği iddiasına karşı çıkmaktadır.219

Tüylerin, sürüngen pullarından evrimleştikleri varsayımı, analizlerce doğrulanmamaktadır... Tüylerin kompleks yapısı göstermektedir ki, böyle bir yapının sürüngen pullarından evrimleşmesi olağanüstü derecede uzun bir zaman ve çok sayıda ara-geçiş formu gerektirecektir. Bu zamana dek fosil kayıtları böyle bir varsayımı desteklememiştir.220

Hayali Ara Form Archaeopteryx Hakkındaki İtirafları

Archaeopteryx Fosili

Archaeopteryx Fosili

Evrimciler, "tek kanatlı", "yarım kanatlı" fosillerin neden bulunamadığı sorusu karşısında özellikle bir canlıdan söz ederler. Bu, hala ısrarla savundukları az sayıdaki ara-geçiş formu iddialarından en bilineni olan Archaeopteryx isimli fosil kuştur.

Evrimcilere göre günümüz kuşlarının atası olan Archaeopteryx, 150 milyon yıl önce yaşamıştı ve bazı sürüngen karakterlerine sahip olan "yarım" bir kuştu. Bu hikaye hemen her evrimci yayında anlatılır. Oysa Archaeopteryx fosilleri üzerinde yapılan son incelemeler bu canlının kesinlikle bir ara-geçiş formu olmadığını, sadece günümüz kuşlarından biraz daha farklı özelliklere sahip, soyu tükenmiş bir kuş türü olduğunu göstermektedir.

Archaeopteryx'in sadece soyu tükenmiş bir kuş türü olduğunun ve yarı dinozor-yarı kuş bir ara-geçiş formu olmadığının delilleri kısaca şöyle sıralanabilir:

1. Bu canlının "sternum"unun yani göğüs kemiğinin uçan kuşlardaki yapıda olmaması canlının uçamayacağının en önemli kanıtı olarak gösterilmekteydi. Ancak 1992 yılında bulunan yedinci Archaeopteryx fosili evrimci çevreler arasında çok büyük bir şaşkınlık uyandırdı. Zira bu son bulunan Archaeopteryx fosilinde evrimcilerin çok uzun zamandır yok saydıkları göğüs kemiği vardı. Nature dergisinde "… göğüs kemiğinin varlığı güçlü uçuş kaslarının olduğunu gösteriyor" 221 deniliyordu.

Bu bulgu Archaeopteryx'in tam uçamayan bir yarı kuş olduğu yönündeki iddiaların en temel dayanağını geçersiz kıldı.

2. Öte yandan, Archaeopteryx'in gerçek anlamda uçabilen bir kuş olduğunun en önemli kanıtlarından bir tanesi de hayvanın tüylerinin yapısı oldu. Archaeopteryx'in günümüz kuşlarından farksız olan asimetrik tüy yapısı, canlının mükemmel olarak uçabildiğini gösteriyordu.

Hoatzin

Hoatzin

3. Evrimcilerin, Archaeopteryx'i ara-geçiş formu olarak gösterirken dayandıkları en önemli iki nokta ise, bu hayvanın kanatlarının üzerindeki pençeleri ve ağızlarındaki dişleridir. Ancak bu özellikler canlının sürüngenlerle herhangi bir şekilde bir ilgisi olduğunu göstermez. Zira günümüzde yaşayan iki tür kuşta, Taouraco ve Hoatzin'de de dallara tutunmaya yarayan pençeler bulunmaktadır. Ve bu canlılar hiçbir sürüngen özelliği taşımayan, tam birer kuşturlar. Dolayısıyla Archaeopteryx'in kanatlarında pençeleri olduğu ve bu sebeple de bir ara form olduğu yolundaki iddia geçersizdir.

Archaeopteryx'in ağızındaki dişleri de yine canlıyı bir ara form kılmaz. Evrimciler bu dişlerin bir sürüngen özelliği olduğunu söyleyerek kasıtlı bir aldatmaca yapmaktadırlar. Oysa dişler sürüngenlerin tipik bir özelliği değildir. Günümüzde bazı sürüngenlerin dişleri varken bir kısmının yoktur. Daha da önemli olan nokta dişli kuşların da Archaeopteryx ile sınırlı olmamasıdır. Fosil kayıtlarına baktığımızda Archaeopteryx ile aynı dönemde veya Archaeopteryx'ten sonra ve hatta günümüze oldukça yakın tarihlere kadar "dişli kuşlar" olarak isimlendirilebilecek ayrı bir kuş grubunun yaşamını sürdürdüğünü görürüz. Daha da önemlisi Archaeopteryx'in ve diğer dişli kuşların diş yapılarının, bu kuşların sözde evrimsel ataları olan dinozorların diş yapılarından çok farklı olmasıdır.

4. Archaeopteryx ve Diğer Eski Kuş Fosilleri: 1995 yılında Çin'de Omurgalılar Paleontolojisi Enstitüsü'nde araştırmalar yapan Lianhai Hou ve Zhonghe Zhou adlı iki paleontolog, Confuciusornis olarak isimlendirdikleri yeni bir fosil kuş keşfettiler. Archaeopteryx ile aynı yaştaki bu kuşun dişleri yoktu, gagası ve tüyleri ise günümüz kuşları ile aynı özellikleri göstermekteydi. İskelet yapısı da günümüz kuşları ile aynı olan bu kuşun kanatlarında, Archaeopteryx'te olduğu gibi pençeler vardı.

Çin'de Kasım 1996'da bulunan bir başka fosil ortalığı daha da karıştırdı. 130 milyon yıl yaşındaki Liaoningornis isimli bu kuşun varlığı Hou, Martin ve Alan Feduccia tarafından Science dergisinde yayınlanan bir makale ile duyuruldu. Tüm yönleriyle bu kuş günümüz kuşlarından farksızdı ve Archaeopteryx ile aynı yaştaydı. Tek farkı ise ağzında dişlerinin olmasıydı. Bu durum dişli kuşların hiç de evrimcilerin iddia ettikleri gibi ilkel bir yapıya sahip olmadıklarını gösteriyordu.

Archaeopteryx ile ilgili evrimci iddiaları çürüten bir başka fosil ise Eoalulavis oldu. Archaeopteryx'ten 30 milyon yıl daha genç, yani 120 milyon yaşında olduğu söylenen Eoalulavis'in kanat yapısının aynısı, günümüzde yavaş bir şekilde uçan kuşlarda görülüyor. Bu da 120 milyon yıl önce günümüzdeki kuşlardan birçok yönden farksız canlıların göklerde uçmakta olduklarını ispatlıyordu.

Bu bilgilerin ışığında Archaeopteryx veya ona benzeyen diğer kuşların birer ara-geçiş formu olmadıkları kesin bir biçimde ispatlanmış oldu. Fosiller, farklı kuş türlerinin birbirlerinden evrimleştiklerini göstermiyordu. Aksine günümüz kuşlarının ve Archaeopteryx benzeri bazı özgün kuş türlerinin beraberce yaşadıklarını ispatlıyordu.

Aslında evrimcilerin birçoğu da Archaeopteryx'in bir ara form olamayacağının, sadece soyu tükenmiş bir kuş türü olduğunun farkındadır. Örneğin bugün evrim teorisinin dünyaca ünlü savunucularından Harvard paleontologları Stephen Jay Gould ve Niles Eldredge de, Archaeopteryx'in farklı özellikleri bünyesinde barındıran bir "mozaik" canlı olduğunu, ama asla bir ara form sayılamayacağını kabul etmektedirler…222

Evrimci Nature dergisinde ise Archaeopteryx'in yeni bulunan fosili ile birlikte, bu kuşun henüz uçamayan yarı sürüngen yarı kuş bir canlı olmadığının, aksine uçabilen bir kuş olduğunun anlaşılması şöyle anlatılıyor:

Son bulunan yedinci Archæopteryx fosili, uzun zamandır varlığından şüphe edilen, ama hiçbir zaman ispatlanamayan bir dikdörtgensel göğüs kemiğinin varlığına işaret ediyor. Bu canlının uzun mesafelerde uçuş yeteneği hala spekülasyona dayalı, ama göğüs kemiğinin varlığı güçlü uçuş kaslarının olduğunu gösteriyor.223

Alan Feduccia:

Archaeopteryx'in sağlam lades kemiği (furculası), iyi gelişmiş bir göğüs kası (pectoralis) için uygun bir çıkış noktası oluşturacaktı... Dolayısıyla Archaeopteryx'in bir kara hayvanı olduğu tezi geçersizleşmiştir. Archaeopteryx'in göğüs kemerinde onun kuvvetli bir uçucu olmasını engelleyecek bir şey yoktur.224

Archaeopteryx'in kanatlarının ve kanat tüylerinin şekli ve genel orantısı aslında modern kuşlar ile aynıdır. Archaeopteryx'in modern uçucu kanat yapısına ve oranlarına sahip olması ve 150 milyon yıldır (Jurassic döneminden beri) bir değişikliğe uğramamış olması ve uçucu kanatlarındaki tüylerin asimetrik özellik taşıması aslında Archaeopteryx'in kanatlarının aerodinamik olarak tasarlandığını ve en azından süzülme imkanı verdiğini göstermektedir. Archaeopteryx'in uçamadığını söyleyen herhangi bir iddia kanat tüylerindeki asimetrik yapıyı, uçuş özelliği olması dışında nasıl açıklayabilir?225

25 sene boyunca kuşların kafataslarını inceledim ve dinozorlarla aralarında hiçbir benzerlik görmüyorum. Kuşların dört ayaklılardan evrimleştiği teorisi paleontoloji alanında 20. yüzyılın en büyük utancı olacaktır.226

John Ostrom

John Ostrom

John H. Ostrom (Yale Üniversitesi, Jeoloji Kürsüsü profesörü):

Zdenek Burian, kuşlardaki uçuşun evriminde Archaeopteryx öncesi basamağın ki genel olarak Pro-avis (uçuş öncesi) olarak adlandırılır, yeniden düzenlenmesini yapmıştır. Herhangi bir Pro-avis'e ait hiçbir fosil kanıtı yoktur.227

Aktif olarak örnekler üzerinde çalışan Yale Üniversitesi'nden John H. Ostrom uçan kuşların atalarının aranması için bugün artık Archaeopteryx'den daha önceki devirlere bakılması gerektiğinin oldukça açık olduğunu ifade etmiştir.228

Science dergisi:

"Hiçbir dinozorun ayrılmış bir ayak başparmağı yoktur, fakat bütün kuşların vardır, bu onların konmaları gereken ayaklarıdır" diye ekledi. Bütün dinozorlar testere dişlidir, sivri azı dişleri vardır. Confuciusornis'in dişi yoktur. Archaeopteryx'in dişleri olmasına rağmen testere biçiminde değil, çivi benzeri bir şekilde altta sıklaşmaktadır. Bütün dinozorların kafataslarının arkasında iki geniş açılım vardır. Kuşların ise yoktur. En ince detayına kadar aralarında hiçbir bağlantı yoktur.229

Carl O. Dunbar (Ünlü paleontolog):

Tüylerinden dolayı bu yaratık (Archaeopteryx) tam bir kuş özelliği gösteriyordu.230

Larry Martin:

Kansas Üniversitesi'nde arkaik (eski) kuşlar üzerinde uzman olan Larry Martin de kuşların dinozorlarla aynı soydan geldiği teorisine karşı çıkmaktadır. Doğrusunu söylemek gerekirse, eğer dinozorlarla kuşların aynı kökenden geldiklerini savunuyor olsaydım, bunun hakkında her kalkıp konuşmak zorunda oluşumda utanıyor olacaktım.231

N. Hotton:

Protoavis gelişmiş bir lades kemiğine, (kuşlarda uçmaya yardımcı olan) göğüs kemiğine, içi boş (böylece hafif) kemiklere ve uzun kanat kemiklerine sahiptir... Kulakları bu kuşların ses çıkararak haberleştiklerini göstermiştir. Çoğu dinozor ise sessizdir.232

Richard L. Deem (Amerikalı biyolog):

Son çalışmaların sonuçları göstermektedir ki, Theropod dinozorların elleri (ön kol kemiklerindeki) birinci, ikinci ve üçüncü hanelerden türemiştir. Ama kuşların kanatları, ikinci, üçüncü ve dördüncü hanelerden türer... 'Kuşlar dinozordur' teorisiyle ilgili başka problemler de vardır. Theropodların ön ayakları Archæopteryx'e kıyasla, vücutlarına göre çok küçüktür. Bu canlıların ağır vücutları da düşünüldüğünde, bir tür "ön-kanat" (proto-wing) geliştirmeleri olası gözükmemektedir. Theropod dinozorların çok büyük bölümü (kuşlarda bulunan) semilunatik bilek kemiğinden yoksundur ve Archæopteryx'te hiçbir benzeri bulunmayan bazı bilek parçalarına sahiptir. Bütün Theropodlarda V1 sinirleri diğer bazı sinirlerle birlikte kafatasını yandan, kuşlarda ise aynı sinirler kafatasını ön taraftan kendilerine ait bir delikten geçerek terk ederler. Bir başka sorun ise, Theropodların çok büyük kısmının Archæopteryx'ten daha sonra ortaya çıkmış olmalarıdır.233

Evrimciler Sineklerin Kökenini Açıklayamadıklarını da İtiraf Ederler

Evrimciler, dinozorların kuşlara dönüştüğünü iddia ederken, sinek avlamak için ön ayaklarını birbirine çırpan bazı dinozorların "kanatlanıp havalandıklarını" öne sürerler. Hiçbir bilimsel dayanağı olmayan, sadece hayal gücünün ürünü olan bu teori, aynı zamanda çok basit bir mantık çelişkisi de içermektedir. Çünkü evrimcilerin burada uçuşun kökenini açıklamak için gösterdiği örnek, yani sinek, zaten mükemmel bir uçma yeteneğine sahiptir.

İnsan saniyede 10 kere bile kolunu açıp kapayamazken, bazı sinekler saniyede ortalama 1000 kez kanat çırpma yeteneğine sahiplerdir. Üstelik her iki kanadını eş zamanlı olarak (aynı anda) çırparlar. Eğer kanatların titreşimi arasında en ufak bir uyumsuzluk olsa sinek dengesini yitirecektir, ama hiçbir zaman böyle bir uyumsuzluk olmaz.

Evrimciler ise, sineğin bu mükemmel uçuş yeteneğinin nasıl ortaya çıktığını açıklamaları gerekirken, sineği, çok daha hantal bir varlığın, yani sürüngenin uçuşunun nedeni olarak gösteren hayali senaryolar üretmektedirler.

Sinek yakalamaya çalışırken aniden kanatlanan dinozorlar

Evrimin hayali senaryolarından bir örnek: Sinek yakalamaya çalışırken aniden kanatlanan dinozorlar.

Sinekteki üstün özellikleri ve bu konudaki açmazlarını evrimci Wootton Robin (İngiliz biyolog) şöyle itiraf eder:

Sinek kanatlarının işleyişini öğrendikçe, sahip oldukları tasarımın ne denli hassas ve kusursuz olduğunu daha iyi anlıyoruz… Son derece elastik özelliklere sahip parçalar, havanın en iyi biçimde kullanılabilmesi için, farklı kuvvetler karşısında gerekli esnekliği gösterecek biçimde hassasiyetle biraraya getirilmişlerdir. Sinek kanatlarıyla ölçüşebilecek teknolojik bir yapı yok gibidir.234

Pierre Paul Grassé (Fransız zoolog):

Böceklerin kökeni konusunda tam bir karanlık içindeyiz.235

Dipnotlar

211. A.J. Marshall (editor), Biology and Comparative Physiology of Birds, Vol 1, Academic Press, New York, 1960, s.1

212. Anonim "Jurassic Bird Challenges Origin Theories" Geotimes, vol.41. (Ocak, 1996) sf. 7

213. John E. Hill-James D. Smith, Bats: A Natural History, London:British Museum of Natural History, 1984, s.33

214. Robert L. Carroll, Vertebrate Paleontology and Evolution, s. 336

215. Ann Gibbons, "Plucking the Feathered Dinosaur", Science, volume 278, Number 5341 Issue of 14 Nov 1997, pp. 1229 – 1230

216. A.H. Brush, "On the Origin of Feathers". Journal of Evolutionary Biology, vol.9 (1996), s. 131-33

217. Douglas Palmer, "Learning to Fly", Review of The Origin of and Evolution of Birds by Alan Feduccia, Yale University Press, 1996, New Scientist, cilt 153, 1 Mart 1997, s. 44

218. Alan Feduccia, "On Why Dinosaurs Lacked Feathers", The Beginning of Birds, Eichstatt, West Germany: Jura Museum, 1985, s. 76

219. Prof. Barbara J. Stahl, Vertebrate History:Problems in Evolution, New York:Dover Publication, 1985, s. 349-50

220. Barbara J. Stahl, Vertebrate History: Problems in Evolution, Dover, 1985. s. 349-350

221. Nature, cilt 382, 1 Ağustos 1996, s. 401

222. Stephen Jay Gould & Niles Eldredge, Paleobiology, Vol 3, 1977, s.147

223. Nature, cilt 382, 1 Ağustos 1996, s. 401

224. Storris L. Olson and Alan Feduccia, "Flight Capability and the Pectoral Girdle of Archaeopteryx", Nature, 15 Mart 1979, Sayı 278, s. 248

225. Feduccia, Alan-Harrison B. Tordoff, "Feathers of Archaeopteryx: Asymmetric Vanes Indicate Aerodynamic Function," Science, vol.203, (9 Mart, 1979), s.1021

226. Pat Shipman, "Birds Do It... Did Dinosaurs?", New Scientist 1 Şubat 1997, s. 28

227. John Ostrom, "Bird Flight: How Did It Begin?", American Scientist, Ocak-Şubat 1979, Sayı 67, s.47

228. "Bane Bonanza": Early Bird anda Mastodan", Science News, vol.112, Eylül 12, 1977, sf.198

229. "The Oldest Fossil Bird: A Rival for Archaeopteryx, Science, vol.199 (Ocak 20, 1978), sf.284

230. Carl O. Dunbar, Historical Geology, New York: John Wiley and Sons, 1961, s. 310

231. Pat Shipman, "Birds Do It... Did Dinosaurs?", s. 28

232. "Paleontology: Fossil Revisionism", Science, Ekim 1986, s.85; Scientific American, Eylül 1986, s.70

233. Richard L. Deem "Demise of the 'Birds are Dinosaurs' Theory", http://www.yfiles.com/dinobird2.html

234. J.Robin Wootton, "The Mechanical Design of Insect Wings", Scientific American, cilt 263, Kasım 1990, s.120

235. Pierre-P Grassé, Evolution of Living Organisms, New York: Academic Press, 1977, s. 30

 

EVRİM TEORİSİ

Charles Darwin'in evrim teorisi, bugün dünyanın dört bir yanında yoğun bir propaganda ile savunulmaktadır. Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle hiç sorgulamadan evrim teorisini doğru kabul etmektedir.

Oysa her geçen gün gelişen, paleontoloji, genetik ve biyokimya gibi bilim dalları, gerçekte evrim teorisini yalanlamaktadır. Evrimi ispatlamak için 150 yılı aşkın bir süredir aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi geçersiz kılmaktan başka bir sonuca varamamıştır.

MATERYALİZME SÖZDE BİLİMSEL KILIF

Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin materyalist felsefe ile olan ilişkisidir.

Sadece maddenin varlığını kabul eden materyalist felsefe, yegane sözde bilimsel dayanağını evrim teorisinde bulmaktadır. Bu teoriyi benimsetmek için global düzeyde uygulanan propagandanın ardındaki asıl neden de budur.

SİTE HAKKINDA

Bu site, evrim teorisinin bilimsel çöküşünü ayrıntılı, ancak kolay anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Dahası teoriyi savunan bazı "bilim adamları"nın sahip oldukları önyargıları ve hiç çekinmeden başvurdukları çarpıtmaları gözler önüne sermektedir.

Bu dünya üzerindeki canlılığın ve insan neslinin gerçekten nasıl var olduğunu öğrenmek isteyenler, bu siteyi mutlaka okumalıdır.