DNA'da, tamirden sorumlu birimleri yönlendiren merkezi bir emir sisteminin bulunduğunu biliyor muydunuz?

Allah’ın yarattığı ilk insan olan Hz. Adem’den, dünyanın son zamanlarında doğacak en son bebeğe kadar gelmiş geçmiş tüm insanlar birbirlerinden farklıdırlar. Hiç biri bir diğerinin aynı değildir. Rabbimiz, sonsuz yaratma gücüyle her insanı birbirinden farklı yaratmıştır. Tıpkı her insanın parmak izinin farklılığı gibi. Bu Rabbimizin ‘Sani’ yani –sanatçı– sıfatının bir tecellisidir.

Fiziksel özelliklerin oluşumuna Rabbimiz DNA adı verilen, gözle bile görülemeyen, her insanın “tarifini”  içinde bulunduran, dünyanın en küçük bilgi bankasını vesile kılmaktadır.


DNA nerededir?

DNA’nın yerini bulmak için çok güçlü bir elektron mikroskobuna ihtiyaç vardır. Bu güçlü elektron mikroskobuyla bir insan bedenini oluşturan hücreleri görmek mümkündür. Tek bir hücre 50 milyon kere büyütüldüğünde DNA iplikçiğine ulaşılır. (Örneğin bir kum tanesi 50 milyon kere büyütüldüğünde, kum tanesi koskoca bir dağ gibi görünecektir.)

DNA hücrenin tam ortasındaki kromozom adı verilen 46 tane çok uzun ve çok ince iplikçiliğin içinde yer alır. Bu iplikçikler o kadar incedirler ki onları elektron mikroskobunun yardımıyla bile görmek zordur. Bir dikiş iğnesinin deliğinden 5 milyon tane iplikçiği aynı anda geçirmenin zorluğu, DNA iplikçiğinin inceliği hakkında bilgi verebilir.

DNA bükülmüş bir merdivene benzer. İki parçanın birbirine sarılmış halidir. Yani çift sarmal yapı diye adlandırdığımız uzun bir moleküldür.


Gen Nedir?

Gen, DNA’nın bir parçasıdır. “Yönetici” bir moleküldür. Bu “yönetici” molekül fiziksel görünümümüzü, saçımızı, kaşımızı, gözümüzü, rengimizi, boyumuzu, yani bizi biz yapan bütün özellikleri içerir. Bu nedenle ‘yönetici’ vasfını taşımaktadır. Vücudumuzda hangi olayların gerçekleştiğini hatta hangi hastalıkları geçirmeye eğilimli olduğumuzu belirler.


Genom nedir?

Bütün genetik bilgiyi içeren kromozom setinin tamamına genom denir.


Nükleotid bazları nedir?

Nükleotid bazları DNA’yı oluşturan kimyasal maddelerdir: Adenin, Timin, Sitozin, Guanin= “A,T,C,G” harfleriyle tanımlanır.

DNA’nın yapısı sadece yarım yüzyıl evvel keşfedilmiştir. Bilimadamları fiziksel özelliklerden sorumlu pek çok geni hala aramakta, hala DNA’nın detaylarını anlamaya çalışmaktadırlar.
İnsanın tüm özelliklerinin şifrelenmiş olduğu DNA’nın taşıdığı bilgiler ve yerine getirdiği işlemler apayrı bir alemdir.

İnsanı oluşturan ancak kendisinin bile neler yaptığından haberdar olmadığı, son derece bilgisiz ve yetersiz kaldığı bu olağanüstü mükemmellikteki yapı, doğduğu andan ölümüne kadar hiç bir eksik, hata, unutkanlığa yer vermeden, insanın yaşamı için gereken her şeyi onun yerine, onun haberi dahi olmadan, arka planda yerine getirmektedir.

İnsan, kendisine ait olan bir yapının fonksiyonlarından bile haberdar değildir. Hatta kendi yapı taşı olan DNA’sının nasıl organize bir faaliyet içerisinde olduğunu görüp anlayabilmek için, günlerini, yıllarını araştırmalara ayırmaktadır. Bunun için yıllarca ansiklopediler dolusu bilgiyi öğrenmeye çalışarak, üniversite öğrenimi görmekte, laboratuvarlar, özel teknik cihazlarla kendi içindeki mükkemmel yapıyı anlayıp tanıyabilmeye çalışmaktadır.

Kendi vücudunun işlevlerini, formüllerini, meydana gelen kimyasal işlemleri anlamakta güçlük çeken insan için tüm bunları elbette, sonsuz Yaratma gücünün sahibi olan Yüce Rabbimiz meydana getirmektedir.


DNA’daki tamir mekanizmaları ve bu mekanizmalara ait üstün detaylar

DNA’nın pek çok görevi vardır. Bu görevlerinin yanı sıra DNA’da mükemmel işleyen son derece kompleks sistemler vardır. Bunlardan bir tanesi DNA’ya ait çok güçlü tamir mekanizmalarıdır.

Tamir mekanizmaları çok güçlüdürler. DNA’nın yapıtaşı olan nükleotid bazlarını sık sık yenileyip yerinden alabilirler. Bu durumu ağır bir yapıyı yerinden söküp yerine yenisini getirip takan güçlü iş makinalarına benzetebiliriz.
Bu donanımlı organize tamir ekibi, işlerini düzgün yaptıklarından ve işlemdeki genomun bütününü zarara uğratmadıklarından emin olmak için başka ek desteklere ihtiyaç duyarlar. Işte bu noktada dev bir destek ekibi devreye girer. Bunlara regülatörler yani düzenleyiciler denir.

Bir örnekle tarif etmemiz gerekirse, tamirde görevli birimleri hasar gören alana doğru koşan, yani hastalığın teşhisini yapan doktorlar; düzenleyicileri de bu hasarlı noktaların tam yerini tespit eden, o noktaya ulaşım için uçakları kullanan, onlara ne zaman çalışacaklarını ve ne zaman geri çekileceklerini söyleyen kontrol kuleleri olarak düşünebiliriz.

DNA hasarı onarımı, nükleazlar, helikazlar, polimerazlar, topoizomerazlar, ligazlar, kinazlar ve fotosentez gibi DNA’yı kimyasal olarak düzenleyen ve değiştiren bir dizi enzimsel faaliyetle gerçekleşir. Bunların tümünü, birer tamir aracı olarak düşünebiliriz. Uçak, otomobil, ekskavatör, vinç, forklift nasıl ki çeşitli işlerde gerekliliği olan araçlardır, işte bu enzimler de farklı yönlerden ihtiyaçları karşılayan birer araç gibidirler. DNA üzerinde en küçük bir uygunsuz zamanlamada, yanlış kullanımda, yanlışlıkla sağlam bir yapıya işlem yapılmaya çalışılmasında veya DNA’ya kontrolsüz veya zamansız giriş izni verilmesi durumunda, DNA’nın bütününe zarar veren bir sonuç meydana gelebilir. Dolayısıyla bu araçların tümü gerçek anlamda kusursuz olarak yönetilmelidir.

DNA tamir mekanizmaları gösterdikleri akıllı plan ile müthiş etkileyicidirler. Ancak bundan daha da etkileyici olanı tamir mekanizmalarını “düzenleyen sistemlerdir”. Tamir mekanizmaları sürekli hasar onarımı için görev başındadırlar. Ancak tamir mekanizmalarının kendilerinin de düzenlenmeye, yönlendirilmeye ve desteğe ihtiyaçları vardır. Tamir mekanizmasını yerinde iyileştirmek, onu hasarlı noktaya yönlendirmek, onu aktive etmek, pek çok bölgede hasar onarımı için güzergah seçeneklerini koordine etmek düzenleyicilerin görevidir. Yani düzenleyiciler adeta bir kontrol kulesi veya merkezi emir sistemi gibidirler.
 

DNA'dan kopya çıkartılması sırasında görev alan parçacıkların insan aklının çok üzerine bir akla sahip olması gerekir

Adnan Oktar’ın 5 Temmuz 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından

 

DDR nedir?

Kontrol kulesi veya merkezi emir sistemine benzettiğimiz bu ayarlayıcı sistemlerin adı DDR’dir.

DDR, DNA da meydana gelen bir hasar olduğunda veya DNA’nın kopyalama yapacağını haber veren bir sinyal ulaştığında, buralara gitmek için yol güzergahları belirler. Hücreyi korumak ve organizmaya yapılan tehdidi düzeltmek için hemen devreye giren mükemmel bir program şeklinde çalışır.

Örneğin çift sarmal kopması olduğunda bunun için dört farklı tamir yolu vardır. Ancak tüm bunlar tamirin kendisi değil, tamir mekanizmasının yönetimidir.
Böyle bir kusursuzluk, idare ve koordinasyon, planlı, tasarlanmış bir mekanizmayı gösterir. Bilgisayar programcılığında ve mühendislikte, yazılımı gerçekleştirirken ya da yeni yazılım eklerken çift kontrol yapılması gerekir. Eğer bu düzenleyiciler ve bu kontrol olmazsa tüm sistem çöker.

DDR sistemi, DNA tamir mekanizmasında bölünmez bir bütündür. Mutlaka bir arada var olmak zorundadırlar. Bu yapıların evrimle yavaş yavaş ve birbirlerinden bağımsız oluştuğunu iddia etmek son derece mantıksızdır. DNA’nın kusursuz şekilde var olabilmesi için, aynı anda aynı işlemlerin yapılması şarttır. En ufak bir hata ara süreçleri aksatacaktır ki, bunların her biri birbirinden hayati görevler içermektedir. Her şey aynı anda, aynı mükemmellikte, eksiksiz olarak bir arada, koordine olarak çalışmak zorundadır ki, tüm bunlar bizlere sonsuz ilim Sahibi Rabbimiz’in sanatını, sonsuz ince ve kusursuz planını, sonsuz güzel yaratma kudretini göstermektedir.

Bir DNA’nın;

  • Kendi kendine oluşturması,
     
  • İçindeki anskilopediler dolusu bilgiyi toplaması,
     
  • Bu bilgilerin kopyasını çıkarıp sağlama alması gerektiğini akletmesi,
     
  • Zamanla meydana gelecek hasarların onarımının tam yerinde hiç eksiksiz yenisiyle değiştirilmesi gerektiğini bilmesi
     
  • Ama tüm bunların yanı sıra bir de bu onarımı yapanların da bakıma, iyileştirilmeye, yönlendirilmeye, organize edilmeye ihtiyaç olacağını düşünmesi,
     
  • Karışıklık çıkmaması için güzergahların, kontrol kulesi gibi merkezi bir emir komutada sistemi tarafından yönetilmesi gerektiğine karar vermesi kuşkusuz ki imkansızdır.

Bedenimiz, tüm organlarımız, hücrelerimiz, hücrelerimizin içindeki her insanın eksiksiz bir “tarifinin” bulunduğu bilgi bankası olan DNA’nın mükemmel yapısı elbetteki Alemlerin Yaratıcısı olan sonsuz ilim sahibi Rabbimiz’in eseridir.
Darwin’in rastgele mutasyonlara dayandırdığı evrim gibi sahte bir sürecin; eksiksiz, mükemmel, hatasız, insan aklının yüzlerce kez ötesinde olan böylesine olağanütü bir sistemi oluşturamayacağı apaçıktır.

Yerde ve gökteki her şeyi yaratan, tüm varlıkları sarıp kuşatan Rabbimiz, Yunus Suresi’nde en ufak bir parçanın dahi Kendisi’nden uzakta olmadığını bizlere şöyle bildirmektedir:

….Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın. (Yunus Suresi, 61)

 

 

Kaynak:
http://dnanedir.blogcu.com/dna-nedir/1950812
http://bilimax.blogcu.com/gen-nedir/2738654
http://www.turkcebilgi.com/genom/nedir
http://www.evolutionnews.org/2010/11/regulating_dna_repair_mechanis040801.html#more

 



EVRİM TEORİSİ

Charles Darwin'in evrim teorisi, bugün dünyanın dört bir yanında yoğun bir propaganda ile savunulmaktadır. Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle hiç sorgulamadan evrim teorisini doğru kabul etmektedir.

Oysa her geçen gün gelişen, paleontoloji, genetik ve biyokimya gibi bilim dalları, gerçekte evrim teorisini yalanlamaktadır. Evrimi ispatlamak için 150 yılı aşkın bir süredir aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi geçersiz kılmaktan başka bir sonuca varamamıştır.

MATERYALİZME SÖZDE BİLİMSEL KILIF

Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin materyalist felsefe ile olan ilişkisidir.

Sadece maddenin varlığını kabul eden materyalist felsefe, yegane sözde bilimsel dayanağını evrim teorisinde bulmaktadır. Bu teoriyi benimsetmek için global düzeyde uygulanan propagandanın ardındaki asıl neden de budur.

SİTE HAKKINDA

Bu site, evrim teorisinin bilimsel çöküşünü ayrıntılı, ancak kolay anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Dahası teoriyi savunan bazı "bilim adamları"nın sahip oldukları önyargıları ve hiç çekinmeden başvurdukları çarpıtmaları gözler önüne sermektedir.

Bu dünya üzerindeki canlılığın ve insan neslinin gerçekten nasıl var olduğunu öğrenmek isteyenler, bu siteyi mutlaka okumalıdır.