Hayvanların göç öncesi, kendilerini yolculuğa hazırladıklarını biliyor muydunuz?

Pek çok hayvanın sürüler halinde göç ettiği bilinir. Ancak hayvan göçlerinde insanı hayran bırakan çok akıllı bir planlama, irade ve kararlılık vardır.
Hayvan aklının çok ötesinde bir beceri sergilenir.

Söz konusu hayvanlar, göç edecekleri yere ulaşmak için hiç bir zaman dolaylı yolları seçmez her zaman doğrusal bir çizgide ilerleyerek en kısa gidiş yolunu takip ederler. Mükkemmel bir yön bulma kabiliyetleri vardır.

Ancak bu kabiliyeti onlara veren, onlara yapmaları gerekenleri ilham eden elbette ki merhametlilerin en Merhametlisi olan Yüce Rabbimizdir. İnsanların, teknik donanımlarla, özel araştırmalarla, özel ölçümlerle hesaplayabildikleri şeyleri onlar tam bir kusursuzluk içinde tayin edebilirler. Bunlar elbetti ki her canlıyı muhteşem özelliklerle Yaratan Rabbimiz’in eseridir.

Hayvanlar göç için, hava koşulları açısından en iyi zamanlamayı yaparlar. Bu zamanlama, gidiş şartları açısından da ulaştıkları bölgenin şartları açısından da en uygunu olur. Yolculuk öncesi mutlaka hazırlık yaparlar.

Örneğin kuşlar, kilometrelerce mesafe katedecekleri göç hareketi öncesi ihtiyaçlarının çok üzerinde bir beslenme programına girerler. Vücutlarında iyice yağ depolamak için hiç durmadan beslenirler.

Uçuş süreleri boyunca, enerjilerinin dağılımını da çok iyi ayarlarlar. Yolculuk esnasında enerji tasarrufu sağlayan uzun süreli uçuş hareketleri yaparlar.

Tüm bunların yanı sıra göç zamanlarında irade kullandıkları, normal zamanlarda kendilerine son derece cazip gelecek bazı avantajları görmezden gelip geçtikleri gözlemlenmiştir.

Örneğin, Tierra del Fuego’dan Alaska’ya doğru yol alan bir kutup sumrusu, Monterey Körfezi’ndeki kuş gözlem gemilerinden atılan ringa balıklarını görmezden gelir. Yerli martılar balıkları kapışırken, sumrular uçup giderler. Çünkü ulaşmaları gereken bir hedefleri vardır. İçgüdü, canlılara Allah’ın ilhamıdır.
 


Biyolog Hugh Dingle, kutup sumrularının gösterdiği bu eşsiz davranışa şu sözlerle açıklama getirmeye çalışmaktadır:

“Göç eden hayvanlar, farklı koşullar altında kolaylıkla tepki verecekleri duyusal veri kaynaklarına yanıt vermezler. Bu hayvanlar ‘Yıldırım hızıyla oraya ulaşmalıyım’ fikrine kilitlenmiştir. Başka bir ifadeyle ve daha da az bilimsel şekliyle söylersek, bu kutup sumrusu aklının çelinmesine izin vermez, çünkü bu insanların hayranlık duyacağı içgüdüsel bir duyguyla hareket eder: daha büyük bir amaca hizmet etme arzusu.”

Özellikle Darwinistler, bu tip olağanüstü hayvan davranışlarını “içgüdü” olarak isimlendirip geçerler. Darwinistler, içgüdü ifadesiyle, buradaki üstün akla bir isim verdiklerini düşünür ve bu davranışların “doğal” olarak geliştiği izlenimini vermeye çalışırlar. Oysa içgüdü denen üstün güç, Allah’ın kontrolünde olan, Yüce Allah’ın isteği ve emirleriyle canlıya ilham olan muhteşem bir akıl tecellisidir.

Nitekim Darwin’in kendisi de, içgüdüler konusunda açıklamasız kaldığını çok kereler kabul etmiştir. Konuyla ilgili bir itirafı şöyledir:

İçgüdülerin birçoğu öylesine şaşırtıcıdır ki, onların gelişimi okura belki teorimi tümüyle yıkmaya yeter güçte görünecektir. (Charles Darwin, Türlerin Kökeni, Onur Yayınları, Beşinci Baskı, Ankara 1996, s.273)


Hayvanlar bizim bilemediğimiz bir akla sahip. İnsan aklıyla hayvan zekasının arasında bir boyut farkı olduğunu anlıyoruz.

Adnan Oktar`ın 14 Ekim 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Güneydoğu Olay Tv röportajından

 

Tesadüflerle canlıların evrimleştiği iddiasıyla ortaya çıkan Darwinistler açısından elbette tüm diğer hayvan davranışları gibi bu davranışın bir açıklaması yoktur. Çünkü tesadüflerin eseri olan bir canlının, evrimcilerin iddialarına göre sadece önüne çıkanı tüketmesi, yaşamak için hayatta kalması, diğer canlılara karşı bir var olma mücadelesi içinde olması ve bu uğurda karşısındaki avantajı hiçbir şekilde ihmal etmemesi gerekir. Oysa buradaki canlılarda bir irade, fedakarlık, tercih ve hedef görülmektedir. Bir hayvanın büyük bir disiplin içinde göç programını belli bir süre içerisinde tamamlamaya çalışması, neslinin devamı açısından bunun şart olduğunun şuurunu taşıması ve bunun için fedakarlıklarda bulunması mümkün değildir. Elbette ki Alemlerin Rabbi olan Allah onlara yapmaları gerekeni ilham etmektedir. Onlar, kendilerini Yaratan’a teslim olmuş, Allah’ın muhteşem tecellileridir. Yüce Rabbimiz bir ayetinde şöyle bildirir:

Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar, gerçekten Allah'ı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir. Allah, onların işlediklerini bilendir. (Nur Suresi, 41)

Kutup sumrularının, Kuzey Kutup bölgesindeki çakıllı bir sahilde, diğer kutup sumrularıyla buluşup, başarıyla yumurtlayıp, yavruların büyütüleceği uygun yer, zaman ve koşulları bulmayı düşünmesi, üstün bir aklın varlığını sergiler. Bu aklı, söz konusu kuşlara atfedemeyeceğimiz açıktır. Onlarda tecelli eden bu üstün akıl ve şuur, yalnızca, tüm varlıkların Rabbi ve Sahibi olan Yüce Allah’a aittir. Bütün bunlar, evrende herşeye bir düzen içinde biçim veren Rabbimiz’in mükkemmel yaratma sanatını sergiler.

Dev galaksilerin muazzam düzeninden, yerin içindeki ufacık bir organizmaya kadar her şeyde kusursuz bir mükemmellik ve denge Yaratan Rabbimiz her canlıda sonsuz sanatının inceliklerini bizlere göstermektedir. Her canlıya ait her türlü bilgi, alemlerin Yaratıcısı olan Allah’ın Katında daima mevcuttur. Yeryüzündeki küçük, büyük her canlı, Allah’ın taktir ettiği özelliklerle yaşamakta, Allah’ın taktir ettiği şekilde rızıklanmaktadır.
Mülk Suresi’nin 19’uncu ayetinde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahman (olan Allah')tan başkası (boşlukta) tutmuyor. Şüphesiz O, herşeyi hakkıyla görendir.

 

Kaynak: National Geographic Türkiye/ Kasım 2010
 



EVRİM TEORİSİ

Charles Darwin'in evrim teorisi, bugün dünyanın dört bir yanında yoğun bir propaganda ile savunulmaktadır. Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle hiç sorgulamadan evrim teorisini doğru kabul etmektedir.

Oysa her geçen gün gelişen, paleontoloji, genetik ve biyokimya gibi bilim dalları, gerçekte evrim teorisini yalanlamaktadır. Evrimi ispatlamak için 150 yılı aşkın bir süredir aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi geçersiz kılmaktan başka bir sonuca varamamıştır.

MATERYALİZME SÖZDE BİLİMSEL KILIF

Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin materyalist felsefe ile olan ilişkisidir.

Sadece maddenin varlığını kabul eden materyalist felsefe, yegane sözde bilimsel dayanağını evrim teorisinde bulmaktadır. Bu teoriyi benimsetmek için global düzeyde uygulanan propagandanın ardındaki asıl neden de budur.

SİTE HAKKINDA

Bu site, evrim teorisinin bilimsel çöküşünü ayrıntılı, ancak kolay anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Dahası teoriyi savunan bazı "bilim adamları"nın sahip oldukları önyargıları ve hiç çekinmeden başvurdukları çarpıtmaları gözler önüne sermektedir.

Bu dünya üzerindeki canlılığın ve insan neslinin gerçekten nasıl var olduğunu öğrenmek isteyenler, bu siteyi mutlaka okumalıdır.