PLOS One Dergisi de sonunda itiraf etti: “Lucy, insanın atası değildir, bir maymundur”

1974 yılında Afrika’da bulunan 3.2 milyon yıllık “Lucy” isimli fosil, yaklaşık 43 yıldır evrim propagandası yapmak amacıyla belirli aralıklarla gündeme getirilmeye çalışılmaktadır. Fakat; bilimin ve teknolojinin gelişen imkanlarıyla birlikte, yıllardır evrim teorisi için “delilmiş” gibi gösterilmeye çalışılan bu fosilin aslında evrim teorisine çok büyük bir darbe indirdiği anlaşılmıştır.

Lucy fosili, sözde maymundan insana geçişi temsil eden ara form örneğiymiş gibi tanıtılmaya çalışılsa da son yıllarda yapılan keşifler, bu iddianın tamamen ön yargılara dayanarak üretilmiş bir senaryo olduğunu ispat etmiştir.

Artık, günümüzde akademik heyete sahip uluslararası bilim dergilerinin hepsi tek tek Lucy ile vedalaşmaktadır. Şimdi geçmişten günümüze Lucy hakkında dergilerde yer alan bazı itiraflara bakalım:

Evrimcilerin 1999’daki İtirafı: “ELVEDA LUCY”

1999 yılı Mayıs ayında ünlü Science et Vie dergisi, dergi kapağı olarak “Adieu Lucy” (Elveda Lucy) başlığını kullanmış ve Australopithecus türü maymunların insanın soy ağacından çıkarılması gerektiğini yazmıştır. St W573 kodlu yeni bir Australopithecus fosili bulgusuna dayanarak yazılan makalede, şu cümleler yer almaktadır:

Yeni bir teori, Australopithecus cinsinin insan soyunun kökeni olmadığını söylüyor... Australopithecus ve Homo türleri (insanlar) aynı dalda yer almıyorlar.

Ancak bu vedalaşma, sadece tek bir dergi ile de sınırlı kalmamıştır. Sonrasında da “Lucy” isimli fosile dair itiraflar her geçen gün gelmeye devam etmiştir.

1999 Mayıs Tarihli Science & Vie Dergisi

Evrimcilerin 2000’deki İtirafı: “Lucy’i Artık Gündeme Getirmeyelim”

2000 yılında Nature dergisinde yayınlanan bir makalede ise, Lucy’nin bir maymun türüne ait olduğu itiraf edilmiştir. Tıpkı şempanzelerdeki gibi “nispeten uzun ve kıvrık parmaklara, uzun kollara ve huni şeklinde bir göğüs kafesine” sahip olduğu yazılmış ve canlının el kemikleri incelendiğinde iddia edildiği gibi 2 ayak üzerinde değil; “günümüzdeki şempanzeler ve goriller gibi parmak eklemleri üzerinde yürüdüğü” itiraf edilmiştir. 1

Lucy isimli fosilin, maymuna benzeyen özellikleri yürüyüşü ve el kemikleri ile sınırlı değildir. Çenesi, aynı maymun türlerindeki gibi “U şeklinde”, dişleri ise insana kıyasla çok büyüktür.

Tel Aviv Üniversitesi’nden antropologlar, Lucy’nin alt çene çıkıntısının (alt çene kemiği) bir maymun türü olan gorillere çok benzediğini belirtmiş ve bunun üzerine de evrim teorisini savunan araştırmacılar, “Lucy fosilini gündeme getirmenin kendi menfaatleri doğrultusunda olmayacağı” konusunda fikir birliğine varmışlardır. 2

Evrimcilerin 2016’daki İtirafı: “Lucy Bir Şempanze”

2016 yılında PLOS One dergisinin Kasım ayı sayısında yayınlanan Lucy ile ilgili yapılan son araştırmada da, yine sonuçlar aynı olmuştur. Johns Hopkins Üniversitesi ve Teksas Üniversitesi’nden Lucy’nin iskeletini tomografi cihazıyla tarayan araştırmacılar, Lucy’nin hayatının çok büyük bir kısmını ağaçların üzerinde geçirdiğini ve bu yönüyle insandan çok bir şempanzeye benzediğini itiraf etmişlerdir. 3


John Kappelman Lucy fosilini incelerken

Austin Teksas Üniversitesi Antropoloji Profesörü John Kappelman, Lucy’nin iskeletini Etiyopya Addis Ababa’daki Ulusal Müze’de incelemiş ve şu şekilde yorumlamıştır:

“Bence, bağımsız bir veri ile Lucy’nin ağaçlarda yeteri kadar vakit geçirdiğini ve bunun delilinin kemiklerinde saklı olduğunu göstermek, Lucy’nin ağaçtan düşerek ölmüş olabileceği fikrini desteklemektedir. (Lucy) Tırmanma yönüyle şempanzelerle benzerlik göstermektedir.” 4

Ancak, modern teknolojinin açığa çıkardığı bu gerçekler aslında fosil keşfedildiği dönemde de biliniyordu. Dr. Johanson 20 Kasım 1986 tarihinde Kansas City Missouri Üniversitesi’nde yaptığı bir konuşmada5, bir diz kemiği bulduklarını ve Lucy’nin insanın atası olduğu iddiasını da bu kemiğe dayandırdıklarını iddia etmişti. Bu iddia üzerine, katılımcılardan biri (Roy Holt), Johanson’a “diz kemiğini Lucy fosilinden ne kadar uzakta bulduklarını” sormuş ve Dr. Johanson da “60 metre aşağıda ve iki üç kilometre ileride” şeklinde yanıt vermişti. Bu yanıt üzerine, “Bu kadar uzakta bulunan bir diz kemiğinin Lucy’e ait olduğunu nereden biliyorsunuzB” sorusu yöneltildiğinde de, Dr. Johanson “Anatomik açıdan benzer” şeklinde yanıtlamış ancak bu yanıt bilimsel açıdan teşkil ettiği tutarsızlık nedeniyle oldukça gülünç karşılanmıştı. Bunun sebebi, ayılar ve köpekler gibi birbirinden tamamen farklı türlere ait canlıların anatomik benzerlikleri olabileceklerinin o zaman da bilim dünyasında zaten bilinmesiydi. (http://www.proof-of-evolution.com/donald-johanson.html)

Görüldüğü gibi, Lucy kafatası ilk bulunduğu andan itibaren bir maymun fosili olduğu bilinmesine rağmen, özel olarak planlanmış yanlı bir propaganda ile 43 yıl boyunca insanlara “insanın sözde atası” olarak tanıtılmıştır. Tüm dünyaya insan ile maymun arasındaki “sözde kayıp halka” olarak kabul ettirilmeye çalışılmıştır. Ancak bilimsel temeli olmayan ve gerçeğe dayanmayan bu iddia, bilimin ve teknolojinin gelişen imkanları doğrultusunda her incelenişinde defalarca çürütülmüştür.

Bugüne kadar, evrim teorisini ideolojik gerekçelerle destekleyen çevreler tarafından birçok sahte fosil ve hayali iddia ortaya atılmıştır. Ancak bu iddiaların tek bir tanesi bile bilimsel açıdan kanıtlanamadığı gibi geçersizlikleri de ispatlanmıştır.

21. yüzyıl biliminin gösterdiği tek bir gerçek vardır: Canlılar evrim geçirmemiş; zaman içerisinde kör tesadüfler sonucu bir türden başka bir türe dönüşmemişlerdir.

Günümüzde yaşayan canlılar bugün nasıl görünüyorlarsa; milyonlarca yıl önce de yine aynıdırlar. Aradan geçen milyonlarca yıllık süreye rağmen tek bir değişikliğe dahi uğramamışlardır. Var oldukları ilk andan itibaren bugünkü özelliklere sahiptirler. Milyonlarca yıllık süre içinde değişikliğe uğrayarak değil; sahip oldukları özelliklerin tamamı ile donatılmış olarak, bir anda ortaya çıkmışlar yani  Allah tarafından yaratılmışlardır.

"Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır." (Sad Suresi, 27)

KAYNAKLAR:

  1. Mark Collard and Leslie C. Aiello, "From forelimbs to two legs," Nature (March 23, 2000), 404:339–340.
  2. Siegel-Itzkovich, Judy, Israeli Researchers: ‘Lucy’ is not direct ancestor of humans, The Jerusalem Post, http://www.jpost.com/Health-and-Sci-Tech/Science-And-Environment/Israeli-researchers-Lucy-is-not-direct-ancestor-of-humans
  3. Christopher B. Ruff , M. Loring Burgess, Richard A. Ketcham, John Kappelman. Limb Bone Structural Proportions and Locomotor Behavior in A.L. 288-1 ("Lucy")PLOS ONE, 2016 DOI: 10.1371/journal.pone.0166095
  4. http://blogs.discovermagazine.com/deadthings/2016/11/30/the-latest-on-lucy-early-hominin-spent-serious-time-in-trees/#.WHfotBuLSUk 
  5. http://spiritualcoretheory.com/lucy-fails-test-as-missing-link/

EVRİM TEORİSİ

Charles Darwin'in evrim teorisi, bugün dünyanın dört bir yanında yoğun bir propaganda ile savunulmaktadır. Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle hiç sorgulamadan evrim teorisini doğru kabul etmektedir.

Oysa her geçen gün gelişen, paleontoloji, genetik ve biyokimya gibi bilim dalları, gerçekte evrim teorisini yalanlamaktadır. Evrimi ispatlamak için 150 yılı aşkın bir süredir aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi geçersiz kılmaktan başka bir sonuca varamamıştır.

MATERYALİZME SÖZDE BİLİMSEL KILIF

Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin materyalist felsefe ile olan ilişkisidir.

Sadece maddenin varlığını kabul eden materyalist felsefe, yegane sözde bilimsel dayanağını evrim teorisinde bulmaktadır. Bu teoriyi benimsetmek için global düzeyde uygulanan propagandanın ardındaki asıl neden de budur.

SİTE HAKKINDA

Bu site, evrim teorisinin bilimsel çöküşünü ayrıntılı, ancak kolay anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Dahası teoriyi savunan bazı "bilim adamları"nın sahip oldukları önyargıları ve hiç çekinmeden başvurdukları çarpıtmaları gözler önüne sermektedir.

Bu dünya üzerindeki canlılığın ve insan neslinin gerçekten nasıl var olduğunu öğrenmek isteyenler, bu siteyi mutlaka okumalıdır.