Bir Yaratılış Harikası: Ölmeye Programlı Hücreler

Canlı vücutlarındaki gereksiz, yaşlı veya hastalıklı hücrelerin kendi kendilerini öldürdüklerini çoğu kişi duymuştur. Peki bu ölüm nasıl gerçekleşir?

Pek çok hücre gerektiğinde kendi kendini yok etmek için bir dizi protein üretir. Ancak vücuda yararlı oldukları sürece bu proteini kullanmazlar. Ne zaman ki hastalanır, kötü huylu hale dönüşür ve organizmanın sağlığını tehdit etmeye başlarlar, bu durumda öldürücü proteinlerini çözerek  etkinleştirir ve kendi kendilerini yok ederler.

Söz konusu proteinin tam doğru anda ve doğru zamanda aktive edilmesi çok önemlidir. Hücrede herhangi bir sorun yokken ve hücrenin henüz vücuda yararı varken, sistem kullanılmamalıdır. Nitekim ölüm proteinleri hücre sağlıklı iken harekete geçerse vücuttaki sağlıklı hücreler ölecek, bu ise canlının zarar görmesine ve hatta ölümüne yol açacaktır. Ölüm programının aktive edilmesinin ertelenmesi ve/ya gecikmesi de yine organizmanın ölümü ile sonuçlanabilir.

İşte hücre, hayret verici bir zamanlama ve kararlılık örneği ile; söz konusu imha programını tam gerektiği zamanda harekete geçirerek muazzam bir akıl ve fedakarlık örneği göstermekte ve bu canlının hayatta kalmasına vesile olmaktadır.

Oldukça şaşırtıcı olan bir diğer husus da, bu program devreye girdikten sonra meydana gelen aşamalardır. Vücudun sağlığı için kendisinin ölmesi gerektiğine inanan ve derhal ölüm proteinlerini etkin hale getiren hücre ilk olarak büzülür ve kendini çevresinden geri çeker. Ardından yüzeyinde kabarcıklar oluşmaya başlar. Bununla birlikte önce çekirdeği, sonra tamamı parçalara ayrılır.

Bu arada sağlıklı hücreler de kendi üzerlerine düşen görevi yerine getirmek için hazırda beklemektedir. Onların görevi, ölmeye başlayan zararlı hücrenin artıklarını derhal yok etmek, vücudu ölü hücreden tamamen arındırmaktır. Bazı ölü hücreleri ise yok etmeyip özellikle bırakırlar, çünkü bunların vücuttaki görevleri henüz bitmemiştir. Örneğin deri, tırnak, gözdeki lens gibi dokular da ölü hücrelerden oluşur ama beden için hala gereklidirler. Bu nedenle sağlıklı hücreler, ölü oldukları halde vücuttaki görevi devam eden bu gibi hücreleri yok etmezler.

Hücrelerin yok olmaya programlanması, insan vücudunun gelişimi açısından da çok önemlidir. Örneğin; bebek anne karnında büyürken, eller başlangıçta bütün birer et parçası gibidir. Bu bölgedeki hücrelere parmakları inşa etme talimatı geldiğinde; söz konusu hücreler adeta bir heykeltraşın şekil vermesi gibi yok olmaya başlarlar. Kendisine hiçbir zaman dışarıdan bakamayan ve simetriden haberi olmayan hücreler, tam da gerektiği miktarda ve tam da yok olması gereken yerde kendilerini feda ederler. Böylece parmakların arasındaki açıklıklar, parmakların uzunlukları ve şekilleri mükemmel bir şekilde ortaya çıkar.

Hücrelerdeki bu intihar yazılımı aynı zamanda kansere karşı vücudu korumada da önemli bir rol oynar. Kanser, bir hücrenin gerekli zamanda ölmemesi durumunda ortaya çıkar ve kanserli hücreler çoğalarak vücuda zarar vermeye başlarlar. Kanser tedavisinde kullanılan yöntemler, zamanı geldiğinde ölmeyen bu kanserli hücreleri yok etmek için geliştirilmiştir.

Organizmanın sağlıklı bir şekilde yaşamını devam ettirebilmesi için bir ömür boyu 24 saat devrede olan bu harikulade sistem, hiç mola vermeden, hata yapmadan, emir- komuta zincirinde en ufak bir itaatsizlik olmadan işler. Her hücre, gerektiğinde bu fedakarlığı göstermeye hazır halde bekler. Vücudun sağlıklı gelişimi ve işleyişi için, sürekli emir alır ve alınan emirleri yerine getirir.

Şüphesiz; beyni ve düşünme yeteneği olmayan bir hücrede bu denli düzenli, organize ve planlı bir sistemin olması hayret uyandırıcıdır. 

Bu noktada, şunları sormak gerekir: Yaşamı bir mücadele olarak tarif eden evrimciler tarafından bencil olduğu iddia edilen hücreler neden böyle bir sisteme sahiptiler?

Hücreler tüm bu eylemleri gerçekleştirmeyi nereden bilmektedirler?

Canlı için son derece önemli olan bu kararları almayı nasıl öğrenmişlerdir?

Üstelik bu hayati karar vücuttaki trilyonlarca hücrede nasıl aynı anda uyumlu şekilde işleyebilmektedir?

Gerçek şu ki; hücrede ortaya çıkan bu akıl, "kendi kendine" oluşan bir akıl değildir. Tüm varlıklar gibi, hücreler de Allah tarafından kendilerine emredileni yapmaktadırlar. Onlar kendilerine emredileni yerine getirirken ortaya çıkan akıl, Allah'ın sonsuz aklının bir tezahürüdür.

Hiç kuşkusuz evrendeki her detay Yüce Rabbimiz tarafından belli bir amaçla yaratılmıştır. Muhteşem yetenekleri olan hücrelerin yaratılışında da çok önemli hikmetler vardır. Bu hikmetleri öğrenmek, bunlar üzerine düşünmek, bu harikaları yaratan Rabbimiz'in sonsuz gücünü, ilmini, aklını, büyüklüğünü ve azametini daha iyi kavramamıza, O’na daha çok yakınlaşmamıza vesile olur. Allah'ın ayetinde bildirdiği gibi, "… Kulları içinde ise Allah'tan ancak alim olanlar içleri titreyerek korkar..." (Fatır Suresi, 28)


EVRİM TEORİSİ

Charles Darwin'in evrim teorisi, bugün dünyanın dört bir yanında yoğun bir propaganda ile savunulmaktadır. Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle hiç sorgulamadan evrim teorisini doğru kabul etmektedir.

Oysa her geçen gün gelişen, paleontoloji, genetik ve biyokimya gibi bilim dalları, gerçekte evrim teorisini yalanlamaktadır. Evrimi ispatlamak için 150 yılı aşkın bir süredir aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi geçersiz kılmaktan başka bir sonuca varamamıştır.

MATERYALİZME SÖZDE BİLİMSEL KILIF

Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin materyalist felsefe ile olan ilişkisidir.

Sadece maddenin varlığını kabul eden materyalist felsefe, yegane sözde bilimsel dayanağını evrim teorisinde bulmaktadır. Bu teoriyi benimsetmek için global düzeyde uygulanan propagandanın ardındaki asıl neden de budur.

SİTE HAKKINDA

Bu site, evrim teorisinin bilimsel çöküşünü ayrıntılı, ancak kolay anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Dahası teoriyi savunan bazı "bilim adamları"nın sahip oldukları önyargıları ve hiç çekinmeden başvurdukları çarpıtmaları gözler önüne sermektedir.

Bu dünya üzerindeki canlılığın ve insan neslinin gerçekten nasıl var olduğunu öğrenmek isteyenler, bu siteyi mutlaka okumalıdır.